İLÇELER

Elazığ’ın biri merkez olmak üzere 11 ilçesi vardır.
Merkez

1990 sayımına göre toplam nüfusu 272.812 olup, 204.603’ü ilçe merkezinde, 68.209’u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 33, Harput bucağına bağlı 20, Hıdırbaba bucağına bağlı 13, İçme bucağına bağlı 15, Mollakendi bucağına bağlı 17, Poyraz bucağına bağlı 19 köyü vardır. Yüzölçümü 2.158 km2 olup, nüfus yoğunluğu 129’dur. İlçe toprakları orta yükseklikte engebeli araziden meydana gelir. Keban baraj gölünün bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Ekonomisi tarım ve sanâyiye dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, nohut, baklagiller, tütün, pamuk, ayçiçeği, şekerpancarı, üzüm, kavun, çilek, soğan ve sarmısaktır. Hayvancılık gelişmiştir. Yem fabrikası, TSEK süt fabrikası, Azot sanâyiî süper fosfat fabrikası, Et kombinası, Beton direk, meşrubat, tüpgaz îmâlât ve dolum, kâğıt, çimento, ayçiçek yağı, un fabrikası, Plastik Boru Fabrikası başlıca sanâyi kuruluşlarıdır. İlçe merkezi Harput Ovasında kurulmuştur ve Türkiye’nin en plânlı şehirlerinden biridir. Osmanlılar zamanında Sultan Abdülazîz Han devrinde büyük îmâr görmüştür. 1937’ye kadar ismi Elaziz idi. Belediyesi 1879’da kurulmuştur. Bugün bucak olan Harput, Elazığ’ın temelidir. On dokuzuncu asrın sonunda Harput’ta 10 büyük câmi, 10 medrese, 8 kütüphâne, 12 han, 90 hamam ve 843 dükkân bulunuyordu. Bugün harâbe hâlindeki Harput’tan 19. asrın seyyahı Hommaire de Hell, “Masallarda tasvir edilen doğu şehirlerinin gerçek nümûnesi” diye bahseder. Harput târihî ve tabiî müze şehridir.

Ağın

1514 Çaldıran savaşından sonra Osmanlı topraklarına katılmış olan ilçenin tarihi M.Ö. XVI-XIV yüzyıllarda yörede egemenlik kuran Hurrilere kadar uzanıyor.Yüzölçümü 526 km2. Fırat’ın bir kolu olan Karasu, ilçenin doğu sınırı boyunca uzanıyor.Ekim yapılan arazinin bir bölümünün Keban Baraj Gölü sahasında kalmasına rağmen tarım alanı ilçenin en önemli gelir kaynağını tarım teşkil ediyor.Elazığ’a 77 km. uzaklıktaki Ağın’a ulaşım, asfalt karayolu ile olduğu gibi Keban Baraj Gölü üzerinden feribotla da sağlanıyor.İlçe Roma devrinden kalma kaya mezarları ve leblebisi ile ünlü.Ayrıca; Kilise yazısı Höyüğü, Kalecikler Höyüğü, Bizans Kilisesi, Ağın Nekropolü, Pağnik Köyü Öreni, Kara Mağara Köprüsü, Hastek Kalesi, Kaya Sığınağı gibi ziyaret edilecek yerleri var.

       


Alacakaya

Elazığ il merkezine 85 km. uzaklıktaki ilçenin tarihçesi, yörede krom cevherinin çıkarılması ile başlıyor. Kromun çıkarılması ve işlenmesi amacıyla 1935 yılında Etibank tarafından İşletme Tesisi kurulması ile oluşmuş bir yerleşim merkezi. Krom İşletmesinin zamanla faaliyet alanının genişlemesi ile birlikte gelişen ve büyüyen Alacakaya’nın ilçe oluş tarihi; 1990.Alacakaya’da zengin krom yataklarının yanı sıra; tüm dünyada bilinen, kalitesi ve rengi ile özel bir yere sahip zengin mermer yatakları bulunuyor. “Elazığ Vişnesi” adı ile anılan bu çok değerli mermer, dünyada yalnız Alacakaya’daki yataklardan çıkıyor.İlçede Murat Hanı adını taşıyan tarihi yapı, Elazığ-Alacakaya karayolu üzerinde Sori mıntıkasında şelale ile ilçe merkezine 3 Km. uzaklıktaki Gölalan isimli gölcük görülmeye değer güzelliklerden.

       

Arıcak

Elazığ’a 112 km uzaklıktaki ilçe, denizden 1100m yükseklikte. İlçe sınırları içinden geçen pekçok akarsuyun yanında, Dicle’nin anakollarından Berkilin ve Mirvan çayları da yörede yeralıyor.Engebeli bir arazide bulunan ilçede ekonomi, tarım ve hayvancılıkla sağlanıyor.Tarihi hakkında kesin bilgi olmamakla birlikte, arapça, el yazması bir şecereden, Kerbela olayından sonra Mustafa Çelebi’nin çocuklarının buraya yerleştiklerini, bir süre sonra ortaya çıkan kabile savaşlarından sonra Mustafa Çelebi’nin , Palu’daki Kara Cimşit Bey’in himayesine girmiş olduğunu öğreniyoruz.Bu olayların geçtiği Çaldıran Savaşı’na kadar ismi Mirvan olan ilçe , Osmanlılar zamanında Karabegan olarak anılmaya başlanıyor. 1987’de ilçe olan Arıcak’a, ismi 1960’da verilmiş.Elazığ’ın en yüksek dağı olan 2517 metre yüksekliğindeki Hacı Ali Dağı Arıcak sınırları içerisinde. İlçenin Erimli Kasabası’nda da enfes doğal güzelliğe sahip bir şelale bulunuyor.

       

Baskil

İlçe Elazığ il merkezine yaklaşık 38 km. uzaklıkta ve ulaşım kara ve demiryolu ile sağlanıyor.İlk tunç çağına kadar uzanan yerleşim izlerine rastlanmış olan yörede, Karakaya baraj çalışmaları sırasında çıkan kalıntılardan; önce Hititler’in, daha sonra Asur ve Makedon ‘ların bu bölgede yerleşik egemenlikler kurdukları anlaşılıyor.En son Romalılar ve Bizanslılar devrinde de yerleşim merkezi olduğu belirlenen ilçede tarım ve hayvancılık ağırlıklı. Özellikle kayısı, yörenin en bilinen tarım ürünü. Bu çerçevede 1996 yılında ilçede Kayısı Entegre Tesisi kurulmuş.Baskil ile Battalgazi arasındaki Karakaya Baraj gölü üzerine kurularak Haziran 1986’da açılan Kömürhan Köprüsü, Türkiye’nin en uzun tren yolu köprüsü olma özelliğini taşıyor. 2.030m uzunluğundaki köprü, 60 m yükseklikte ve çelik kirişlerden oluşturulmuş.Haroğlu ve Hacı Mustafa dağları, dağlarla çevrili ilçenin önemli yüksekliklerinden.

        


Karakoçan

Karakoçan, Cumhuriyet döneminde kurulmuş, 1936 yılında ilçe olmuş bir ilçe. Elazığ’a 104 km uzaklıkta. Tarım ve hayvancılık, ilçe ekonomisinde önemli yer tutuyor.Karakoçan’ın ilçe merkezi ovalık bir alanda yer alıyor ancak genellikle dağlık bir araziye sahip.Doğal güzellikler açısından çok zengin olan ve doğal ortamda çok sayıda “Dağ Keçisi”nin görüldüğü ilçede, Peri çayı kenarında bulunan Golan Kaplıcaları, Kalecik Barajı Çamlığı, Beyaz Çeşme Mesire Yeri, Güzel Baba Ormanı çok rağbet gören yerlerden.Bunlar arasında; ismini Karakoçan’ın Golan (Yoğunağaç) Köyünden alan Golan Kaplıcası, MTA tarafından da onaylanmış zengin mineralli sıcak su kaynağı ile sağlık turizminin gözdesi.Karakoçan ve çevresinde her yıl, Bal Festivali, Sarıcan Kültür ve Sanat Festivali, 2009 yılından bu yana “Peri Suyu Festivali’”, 2007’den bu yana geleneksel olarak tekrarlanan Pamuklu Köyü Yaz Festivali ise düzenleniyor.

      


Keban

Elazığ il merkezine yaklaşık 46 km. uzaklıktadır. Türkiye’nin en büyük baraj gölünün olan Keban Barajının, Keban İlçesinde olması ilçeye ilgiyi arttırmaktadır. Keban’ın hangi tarihte kurulduğu kesin olarak bilinemiyor, ancak Keban Barajı’nın yapımı nedeniyle yörede gerçekleştirilen kazılarda elde edilen bulgular, X. Yüzyıla ait bir yerleşim yeri olduğunu gösteriyor. Hitit, Asur, Urartu, İskit, Roma, Bizans, Selçuklu gibi pek çok uygarlığın egemenliğini yaşamış veya istilasına uğramış olduğu bilinen Keban’ın çok eski tarihine tanıklık eden bu bulgular, bugün Elazığ Arkeoloji ve Etnografya müzesinde sergileniyor. Bölgede bulunan simli kurşun madeni nedeniyle Osmanlı döneminde 1700’lü yıllardan sonra çok canlanan şehrin, 1834 yılına kadar Eyalet Merkezi olduğu biliniyor.

     

Kovancılar

Merkezden 65 km uzaklıktaki ilçe, düz ve geniş bir ova üzerinde yeralıyor. Murat Nehri ve Keban Baraj Gölü ile Palu ilçesi’nin çevrelediği Kovancılar adeta bir yarımada görünümünde.Önceleri Palu’ya bağlı bir köy olan ilçe, Romanya’dan göçeden soydaşlarımızın iskanı amacı ile 1935 yılında planlı bir yerleşim merkezi olarak kurulmuş. Giderek gelişen Kovancılar, 1988 yılında ise Elazığ’a bağlı ilçe statüsüne kavuşmuş.Ekonomisi genellikle tarıma bağlı olmakla birlikte, ilçede dünyanın en büyük ikinci tesisi olan Ferro krom Tesisleri de bulunuyor.İlçenin Şenova Köyü’ndeki “Anıt Ağaç” olarak kabul edilen iki çınar, tarihi kilisesi ile Ekinözü Köyü’ndeki “Şato” , Payamlı, Sürekli ve Taşçanak köylerindeki şifalı sular yörenin turistik değerleri.

     

Mâden

İsmini yöredeki bakır madenlerinden aldığı düşünülen Maden İlçesi’nin, M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzanan tarihi biliniyor. Ancak bazı İngiliz kaynaklarında, insanoğlunun bakırı ilk kez M.Ö. 7000 - 8000 yılları arasında bu bölgede bulmuş ve işlemiş olduğu ifade ediliyor.Tarihi böylesine eskiye dayanan bölgede, Asur’lulardan sonra; Mitanni Krallığı’nın, Roma İmparatorluğu’nun, Türklerin Anadolu’yu fethinin ardından Selçuklular’ın hüküm sürdüğü görülüyor.Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılmış olan Maden, Elazığ’a 80 km uzaklıkta.Çok sayıda tarihi eser bulunan ilçede 1890 yıllarında yapıldığı bilinen Eski Hükûmet Konağı ve Saat Kulesi ile1872’de Sultan Hamit tarafından yaptırılmış olan Camii Kebir önemli eserlerden.İlçede ayrıca; kültür ve tabiat varlığı olarak korumaya alınmış Çitli Höyüğü ve Şeyh Muhammet Kattal Türbesi bulunuyor.Hazar Gölü ve Gezin Beldesi ise ilçenin turizm yönünden önemli mesire ve dinlenme yerleri.

     


Palu

 Tarihi çok eski dönemlere kadar uzanan Palu, Elazığ’a 77 km uzaklıkta. Anadolu’nun bilinen bütün uygarlıklarının tarihlerinde yeralan ilçenin, tarih boyunca; önce Sümerler’in, Sabarular’ın, Hurriler’in, Hititler’in, Asurlar’ın ve Urartular’ın egemenlikleri altında kaldığı biliniyor. Urartu kralı Menua’nın başkent olarak kullandığı Palu’da daha sonraları, İskit, Med, Pers, Part, Roma, Sasani, Bizans, Arap, Emevi, Abbasi, Hamdani ve Mervani egemenliklerini görülüyor.Türklerin Anadolu’ya gelişleri sonrası; Çubukoğulları’nın ve Belek Gazi’nin beylik merkezi olan Palu, Yavuz Sultan Selim’in fethiyle Osmanlı topraklarına katılancaya kadar da Harezmliler, Dulkadiroğulları, Akkoyunlular ve Safeviler’in hakimiyeti altında kalmış. Palu, bugün, bu çok eski dönemlerdeki uygarlıkların izini taşıyan tarihi yapıları ile ilgi çekiyor.

     

Sivrice

Tektonik bir göl olan Hazar Gölü kenarındaki Sivrice, Elazığ’a 30 km uzaklıkta.Selçuk’lular öncesi tarihine ilişkin kesin bilgilerin bulunmadığı ilçenin, yörenin diğer ilçeleri gibi pek çok uygarlığın egemenliğini yaşadığı, 1514’de ise Osmanlı topraklarına katıldığı biliniyor.Bugün Sivrice, Hazar Gölü sahilindeki, ikisi mavi bayraklı, çok sayıda turistik tesisi ile dikkati çekiyor.Denizden 1240 metre kadar yüksekteki Hazar Gölü, 200 / 250 m derinlikte. Göl, 1990 yılında keşfedilen “batık kent”i, amatör/profesyonel balık avcılığı ile de turistlerin gözdesi.Su kayağı ve yelken gibi su sporlarının yapıldığı 20 km uzunluktaki gölYörenin en yüksek dağı olan Hazar Baba dağı, 2347 m yükseklikte. Hazar Baba eteklerinde yeralan kayak merkezi, 1100 m uzunluğundaki pisti ve tesisleri ile “günübirlikçi”lere hizmet veriyor.